Yapı Kayıt Belgesi; 3194 sayılı İmar Kanunu’na Geçici 16. madde ile eklenen ve kamuoyunda “İmar Barışı” olarak adlandırılan düzenleme kapsamında, 31.12.2017 tarihinden önce inşa edilmiş ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların, idare tarafından kayıt altına alınmasını sağlayan bir resmi belgedir.
Bu belge ile hedeflenen; imar mevzuatına aykırı yapıların hukuka uygun hale getirilmesi değil, fiilen var olan yapıların belirli şartlar altında geçici olarak hukuki bir statüye kavuşturulmasıdır. Nitekim Yapı Kayıt Belgesi, yapının varlığını meşrulaştıran bir “imar affı” belgesi olarak değil; idarenin, belirli bir tarihe kadar oluşmuş fiili durumu kabul ederek yaptırım uygulamaktan geçici olarak vazgeçmesini ifade eden özel bir idari işlem niteliğindedir.
Bu yönüyle Yapı Kayıt Belgesi, klasik anlamda bir yapı ruhsatı ya da yapı kullanma izin belgesi (iskan) ile aynı hukuki sonuçları doğurmaz.
İçindekiler
ToggleYapı Kayıt Belgesinin İmar Barışı Düzenlemesi İçindeki Yeri
İmar Barışı düzenlemesi, afet risklerine hazırlık amacıyla Türkiye genelinde mevcut yapı stoğunun kayıt altına alınmasını ve dönüşüm süreçlerine kaynak oluşturulmasını hedefleyen istisnai bir mevzuat müdahalesidir.
3194 sayılı İmar Kanunu’nun Geçici 16. maddesiyle getirilen bu sistemde;
- İdare, geçmişe dönük olarak belirli bir tarih öncesinde inşa edilmiş yapıların varlığını kabul etmekte,
- Buna karşılık yapı maliklerinden belirli bir bedel alınmakta,
- Yapı hakkında daha önce verilmiş yıkım kararları ve tahsil edilemeyen idari para cezaları hukuki sonuç doğurmaz hale gelmektedir.
Ancak bu kabul, sürekli ve mutlak bir hukuki güvence anlamına gelmez. İmar Barışı; imar mevzuatının askıya alınması değil, istisnai ve sınırlı bir tolerans rejimi tesis edilmesidir.
Bu nedenle Yapı Kayıt Belgesi, imar mevzuatı bakımından olağan rejimin istisnası olarak değerlendirilmelidir. Yine belirtmek gerekir ki bu kabul, yalnızca 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar bakımından geçerlidir.
Yapı Kayıt Belgesinin Hukuki Dayanağı
(3194 sayılı İmar Kanunu Geçici 16. Madde)
Yapı Kayıt Belgesi’nin temel hukuki dayanağı, 3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenen Geçici 16. maddedir. Bu maddede;
- Belgenin hangi yapılar için düzenlenebileceği,
- Başvuru ve ödeme şartları,
- Yapı Kayıt Belgesi’nin hangi hakları sağlayacağı,
- Hangi alanlar bakımından uygulanmayacağı ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir.
Geçici 16. maddede özellikle vurgulanan hususlardan biri, Yapı Kayıt Belgesi’nin “yapının kullanım amacına yönelik” olduğudur. Bu ifade, belgenin yapının hukuka uygunluğunu değil, fiili kullanımının tolere edilmesini amaçladığını açıkça ortaya koymaktadır.
Yapı Kayıt Belgesinin Hukuki Niteliği
Bu noktada Yapı Kayıt Belgesi’nin hukuki niteliğinin doğru tespiti, belgenin sağladığı hakların ve sınırlarının anlaşılması bakımından kritik önemdedir.
Yapı Kayıt Belgesi Bir İdari İşlem midir?
Evet. Yapı Kayıt Belgesi, idarenin tek taraflı iradesiyle tesis edilen, hukuki sonuç doğuran bireysel bir idari işlemdir.
Ancak bu idari işlem;
- Beyan esasına dayanması,
- Şarta bağlı olması,
- Sonradan geri alınabilmesi,
- Geçici nitelik taşıması nedenleriyle klasik ruhsat işlemlerinden ayrılır.
İdare, Yapı Kayıt Belgesi düzenlerken yapının hukuka uygunluğunu denetlemez; yapı sahibinin beyanını esas alır. Bu durum, belgenin iptale açık bir idari işlem olmasının da temel nedenidir.
Yapı Kayıt Belgesi Geçici Bir Hukuki Statü Sağlar mı?
Yapı Kayıt Belgesi, yapıya kalıcı bir hukuki statü kazandırmaz. Aksine, belge;
- Yapının yeniden yapılmasına,
- Kentsel dönüşüm uygulamasına geçilmesine,
- İdarenin hukuka aykırılığı tespit etmesine kadar geçerliliğini koruyan geçici bir statü sağlar.
Nitekim Geçici 16. maddede açıkça, Yapı Kayıt Belgesi’nin yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerli olduğu belirtilmiştir.
Bu yönüyle Yapı Kayıt Belgesi, imar mevzuatındaki aykırılığı ortadan kaldıran bir “iyileştirici işlem” değil; belirli bir süre için yaptırımları askıya alan bir idari tolerans belgesidir.
Yapı Kayıt Belgesi Kazanılmış Hak Doğurur mu?
Uygulamada en çok yanılgıya düşülen hususlardan biri de Yapı Kayıt Belgesi’nin kazanılmış hak doğurduğu düşüncesidir.
İdare hukukunda kazanılmış haktan söz edilebilmesi için;
- İşlemin hukuka uygun olması,
- Kişiye kesin ve geri alınamaz bir statü tanınması,
- İdarenin tek taraflı iradesiyle ortadan kaldırılamaması gerekir.
Yapı Kayıt Belgesi bu unsurları taşımaz. Çünkü;
- Belge beyan esasına dayalıdır,
- Yanlış veya eksik beyan halinde iptal edilebilir,
- Kanun gereği geçici niteliktedir,
- İdare tarafından belirli durumlarda re’sen geri alınabilir.
Bu nedenle Yapı Kayıt Belgesi, idare hukuku bakımından kazanılmış hak değil, şarta bağlı ve geri alınabilir bir hukuki durum yaratır.
Bu tespit, ileride belgeye dayanılarak yapılan işlemlerin hukuki akıbetinin değerlendirilmesinde belirleyici olacaktır.
Yapı Kayıt Belgesinin Yapı Ruhsatı ve Yapı Kullanma İzin Belgesinden Farkı
Yapı Kayıt Belgesi, sıklıkla yapı ruhsatı veya yapı kullanma izin belgesi (iskan) ile karıştırılmaktadır. Oysa bu belgeler arasında temel hukuki farklar bulunmaktadır.
- Yapı ruhsatı, yapının imar mevzuatına uygun olarak inşa edilebilmesi için verilen ön izin niteliğindedir.
- Yapı kullanma izin belgesi, tamamlanan yapının ruhsat ve eklerine uygun şekilde inşa edildiğini gösterir.
- Yapı Kayıt Belgesi ise yapının imar mevzuatına aykırı olduğunu kabul etmekle birlikte, bu aykırılığın geçici olarak tolere edilmesini sağlar.
Dolayısıyla Yapı Kayıt Belgesi;
- Yapıyı ruhsatlı hale getirmez,
- İskan belgesi yerine geçmez,
- Yapının teknik ve statik güvenliğine ilişkin bir güvence sunmaz.
Yapı Kayıt Belgesi Başvurusu Nasıl Yapılır?
Öncelikle belirtmek gerekir ki, Yapı Kayıt Belgesi başvuruları belirli bir dönem için açılmış olup, bugün itibarıyla yeni başvuru alınmamaktadır; ancak idarenin denetim yetkisi daimi olup, mevcut belgelerin hukuki sonuçları ve riskleri devam etmektedir.
Yapı Kayıt Belgesi başvurusu, görünürde basit ve hızlı bir idari işlem gibi sunulsa da, gerçekte yüksek hukuki sorumluluk doğuran bir süreçtir. Zira sistem, tamamen beyan esasına dayanmakta; yapılan beyanın doğruluğundan ise başvuruyu yapan kişi sorumlu tutulmaktadır.
Bu nedenle başvurunun “nasıl yapıldığı” kadar, hangi bilgilerin nasıl beyan edildiği de belirleyici önemdedir.
Yapı Kayıt Belgesi Başvurusu Nereden ve Nasıl Yapılır?
Yapı Kayıt Belgesi başvuruları, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından oluşturulan elektronik sistem üzerinden yapılmaktadır.
Başvuru süreci genel hatlarıyla şu adımlardan oluşur:
- Sisteme giriş yapılması,
- Taşınmaza ilişkin temel bilgilerin girilmesi,
- Yapının fiili durumunun beyan edilmesi,
- Yapı Kayıt Bedelinin hesaplanması ve ödenmesi,
- Yapı Kayıt Belgesinin elektronik ortamda oluşturulması.
Bu aşamaların her biri, ileride doğabilecek idari ve cezai sorumluluklar bakımından ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Başvuru Kim Tarafından Yapılabilir?
Yapı Kayıt Belgesi başvurusu;
- Yapı maliki,
- Yapı maliklerinin tamamı veya bir kısmı,
- Malik tarafından yetkilendirilmiş kişiler tarafından yapılabilir.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus şudur:
Başvuruyu kimin yaptığı değil, beyanı kimin verdiği önemlidir. Sisteme girilen bilgilerin doğruluğundan, başvuru sahibi doğrudan sorumludur.
Özellikle birden fazla malik bulunan taşınmazlarda, diğer maliklerin bilgisi dışında yapılan başvurular ileride özel hukuk uyuşmazlıklarına da yol açabilmektedir.
Beyan Esası ve Hukuki Sorumluluk
Yapı Kayıt Belgesi sisteminin en kritik yönü, beyan esasına dayanmasıdır.
Başvuru sırasında;
- Yapının inşa tarihi,
- Yapının toplam alanı,
- Bağımsız bölüm sayısı,
- Yapının kullanım amacı (konut, ticari, karma vb.),
- Arsa ve yapı değerine ilişkin bilgiler tamamen başvuru sahibinin beyanına göre sisteme girilmektedir.
İdare, başvuru anında bu bilgileri fiilen denetlemez. Ancak bu durum, beyanın kesin kabul edildiği anlamına gelmez.
İdare, daha sonra yapacağı denetimlerde beyanın gerçeğe aykırı olduğunu tespit ederse;
- Yapı Kayıt Belgesi iptal edilir,
- Ödenen bedel iade edilmez,
- Yapı hakkında yeniden yıkım ve idari para cezası süreçleri başlatılabilir.
Bu yönüyle Yapı Kayıt Belgesi, yanlış beyan halinde koruyucu değil, risk artırıcı bir sonuç doğurabilir.
Yapı Kayıt Bedeli Nasıl Hesaplanır?
Yapı Kayıt Bedeli;
- Yapının bulunduğu arsanın emlak vergisi değeri,
- Yapının yaklaşık maliyeti esas alınarak hesaplanır.
Genel ilke olarak;
- Konut yapıları için %3,
- Ticari kullanımlı yapılar için %5 oranında Yapı Kayıt Bedeli ödenmesi öngörülmüştür.
Burada sıkça yapılan hata, yapı alanının eksik veya düşük gösterilmesidir. Kısa vadede daha az bedel ödemek amacıyla yapılan bu tür beyanlar, ileride belgenin iptaline yol açabilmektedir.
Yapı Kayıt Belgesi Alındıktan Sonra Ne Olur?
Yapı Kayıt Belgesi düzenlendiği anda;
- Yapı hakkında alınmış yıkım kararları uygulanmaz,
- Yapıya ilişkin idari para cezaları tahsil edilmez,
- Yapı, fiili durumu üzerinden kullanılmaya devam edilebilir.
Yapı Kayıt Belgesi Ne Sağlar, Ne Sağlamaz?
Yapı Kayıt Belgesi, uygulamada çoğu zaman olduğundan daha geniş bir hukuki güvence sağlıyormuş gibi algılanmaktadır. Oysa bu belge, imar mevzuatı bakımından sınırlı, geçici ve koşullu sonuçlar doğurur.
Bu nedenle, Yapı Kayıt Belgesi’nin hangi hakları sağladığı ile hangi konularda hiçbir güvence sunmadığı net biçimde ayrılmalıdır.
Yapı Kayıt Belgesinin Sağladığı Hukuki Sonuçlar
Yapı Kayıt Belgesi düzenlendiği andan itibaren, yapı bakımından imar mevzuatına aykırılıktan kaynaklanan bazı idari yaptırımlar askıya alınır.
Bu kapsamda belge;
- Yapı hakkında verilmiş yıkım kararlarının uygulanmasını durdurur,
- Yapıya ilişkin idari para cezalarının tahsil edilmesini engeller,
- Yapının mevcut fiili durumu ile kullanılmasına devam edilmesini sağlar.
Bu sonuçlar, belgenin en temel ve doğrudan sağladığı korumalardır.
Ancak bu koruma, belgenin geçerliliği devam ettiği sürece ve belgede beyan edilen fiili durumla sınırlı olarak geçerlidir.
Yapı Kayıt Belgesi Tapu Yerine Geçer mi?
Uygulamada en sık sorulan ve en çok yanlış bilinen sorulardan biri budur.
Yapı Kayıt Belgesi, tapu yerine geçmez.
Belge;
- Mülkiyet hakkı tesis etmez,
- Taşınmaz üzerinde ayni hak kazandırmaz,
- Tapu sicilinde doğrudan hak doğurucu bir işlem niteliği taşımaz.
Ancak belirli şartların varlığı halinde, Yapı Kayıt Belgesi tapu işlemlerine giden sürecin önünü açabilir. Bu durum özellikle kat mülkiyetine geçiş aşamasında gündeme gelir.
Bu nedenle belgeyi, “tapu” değil; belirli işlemler için ön şart olarak değerlendirmek gerekir.
Elektrik, Su ve Doğalgaz Abonelikleri Açılabilir mi?
Yapı Kayıt Belgesi’nin sağladığı en pratik sonuçlardan biri, altyapı hizmetlerine erişim imkânıdır.
Belge sayesinde;
- Elektrik,
- Su,
- Doğalgaz abonelikleri, yapının fiili durumuna göre resmî olarak açılabilir.
Bu durum, özellikle uzun süredir kaçak statüsünde bulunan yapılar bakımından fiilî yaşamı doğrudan etkileyen önemli bir avantaj sağlamaktadır.
Ancak bu aboneliklerin açılması, yapının imar mevzuatına uygun hale geldiği anlamına gelmez.
Yapı Kayıt Belgesinin Sağlamadığı Korumalar
Yapı Kayıt Belgesi’nin sağladığı korumalar kadar, sağlamadığı korumaların da bilinmesi gerekir. Aksi halde belge, yanlış beklentilerle ciddi hukuki risklere yol açabilir.
Belge;
- Yapının yeniden yapılmasına izin vermez,
- Yapının büyütülmesi veya değiştirilmesi için ruhsat yerine geçmez,
- Komşuluk hukukundan doğan özel hukuk davalarını engellemez,
- İleride yapılacak kentsel dönüşüm veya kamulaştırma işlemlerine karşı kazanılmış hak sağlamaz.
Özellikle komşuların açabileceği el atmanın önlenmesi, yıkım veya tazminat davaları bakımından Yapı Kayıt Belgesi herhangi bir koruma sunmaz.
Yapı Kayıt Belgesi Ne Zaman Hükümsüz Hale Gelir?
Yapı Kayıt Belgesi, belirli durumlarda kendiliğinden hükümsüz hale gelir.
Bunlar arasında:
- Yapının yeniden yapılması,
- Yapının kentsel dönüşüm kapsamına alınması,
- Kamulaştırma işleminin uygulanması,
- Belgenin yanlış veya eksik beyana dayanması yer almaktadır.
Bu hallerde, yapı hakkında imar mevzuatına aykırılıktan doğan tüm yaptırımlar yeniden gündeme gelebilir.
Yapı Kayıt Belgesinin İptali Hangi Durumlarda Gündeme Gelir?
Yapı Kayıt Belgesi, yapının mevcut durumunun idare tarafından geçici olarak kayıt altına alınmasını sağlar. Ancak bu belge her durumda kalıcı değildir ve belirli hâllerde iptal edilebilir.
Uygulamada yapı kayıt belgesinin iptaline en sık;
- Gerçeğe aykırı beyanda bulunulması,
- Yapının imar barışı kapsamında olmayan bir alanda yer alması,
- Yapının 31 Aralık 2017 tarihinden sonra inşa edildiğinin tespit edilmesi,
- Yapının niteliğinin sonradan değiştirilmesi
gibi durumlarda rastlanmaktadır.
Yapı kayıt belgesinin iptal edilmesi hâlinde; yapının hukuki durumu yeniden değerlendirilir, idari yaptırımlar ve yıkım süreci yeniden gündeme gelebilir. Bu nedenle iptal işlemlerine karşı süreler kaçırılmadan hukuki yollara başvurulması büyük önem taşır.
Yapı Kayıt Belgesinin hangi hâllerde iptal edildiği, iptal sonrası açılabilecek davalar ve izlenmesi gereken hukuki yollar hakkında detaylı bilgi için Yapı Kayıt Belgesinin İptali ve Dava Yolu başlıklı içeriğimizi inceleyebilirsiniz.
Yapı Kayıt Belgesi ile Kat Mülkiyetine Geçilebilir mi?
Yapı Kayıt Belgesi denildiğinde en çok merak edilen konulardan biri, bu belgeye dayanılarak kat mülkiyeti tesis edilip edilemeyeceğidir. Uygulamada bu husus çoğu zaman yanlış anlaşılmakta ve belge, kat mülkiyeti için otomatik bir hak gibi algılanmaktadır.
Oysa Yapı Kayıt Belgesi, kat mülkiyetine geçiş bakımından doğrudan değil, şartlı bir imkân tanır.
Yapı Kayıt Belgesinin Kat Mülkiyetine Etkisi Nedir?
3194 sayılı İmar Kanunu’nun Geçici 16. maddesinde, belirli şartların varlığı halinde yapı kullanma izin belgesi (iskan) aranmaksızın kat mülkiyeti tesis edilebileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme, Yapı Kayıt Belgesi’ni kat mülkiyeti için tek başına yeterli bir belge haline getirmez; ancak normal şartlarda zorunlu olan iskan belgesinin aranmayacağı istisnai bir yol açar.
Yapı Kayıt Belgesi ile Kat Mülkiyetine Geçişin Şartları
Uygulamada kat mülkiyeti tesis edilebilmesi için birden fazla şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Tüm Maliklerin Muvafakati
Yapının bulunduğu taşınmazda birden fazla malik bulunuyorsa, kat mülkiyeti kurulabilmesi için tüm maliklerin yazılı muvafakati zorunludur.
Herhangi bir malikin muvafakat vermemesi halinde, Yapı Kayıt Belgesi bulunsa dahi kat mülkiyetine geçilemez.
İmar Planında Umumi Hizmet Alanlarına Denk Gelen Kısımların Terki
Taşınmazın;
- Yol,
- Park,
- Yeşil alan,
- Sosyal donatı
gibi umumi hizmet alanlarına denk gelen kısımları varsa, bu alanların bedelsiz olarak terk edilmesi gerekir.
Bu terk işlemi yapılmadan kat mülkiyeti kurulamaz.
İlave Bedelin Ödenmesi
Kat mülkiyetine geçiş halinde Yapı Kayıt Belgesi için ödenen bedelin iki katı tutarında ek ödeme yapılması zorunludur.
Bu husus, uygulamada en çok gözden kaçırılan şartlardan biridir.
Kat Mülkiyetine Geçilmesi Yapıya Kalıcı Hukuki Güvence Sağlar mı?
Bu noktada önemli bir ayrım yapılmalıdır.
Yapı Kayıt Belgesi’ne dayanılarak kat mülkiyetine geçilmiş olması;
- Yapıyı imar mevzuatına tamamen uygun hale getirmez,
- Yapının ruhsatlı yapı statüsüne geçtiği anlamına gelmez,
- Kentsel dönüşüm veya yeniden yapılaşma uygulamalarını engellemez.
Nitekim kanunda açıkça, kat mülkiyetine geçilmiş olmasının 6306 sayılı Kanun kapsamında yapılacak işlemlere engel teşkil etmeyeceği düzenlenmiştir.
Yapı Kayıt Belgesi ile Kurulan Kat Mülkiyetinin Riskleri
Uygulamada bu yolla tesis edilen kat mülkiyetleri;
- Yapı Kayıt Belgesinin iptali,
- Gerçeğe aykırı beyanın tespiti,
- Yapının kapsam dışı olduğunun ortaya çıkması
hallerinde hukuki dayanaktan yoksun hale gelebilir.
Bu durumda;
- Kat mülkiyetine dayalı tapu kayıtları tartışmalı hale gelir,
- Sonradan yapılan satış ve devir işlemleri risk altına girer,
- Üçüncü kişilerin iyi niyet iddiaları sınırlı şekilde korunur.
Yapı Kayıt Belgesi ile Güçlendirme ve Tadilat Yapılabilir mi?
Yapı Kayıt Belgesi alınmış bir yapıda güçlendirme ve tadilat yapılıp yapılamayacağı, uygulamada en çok tereddüt edilen ve yanlış yorumlanan konuların başında gelmektedir. Bu tereddüdün temel nedeni, Yapı Kayıt Belgesi’nin yapıyı ruhsatlı ve imar mevzuatına tamamen uygun hale getirdiği yönündeki hatalı algıdır.
Oysa Yapı Kayıt Belgesi, yapının mevcut haliyle kullanımına geçici olarak izin veren, sınırlı sonuçlar doğuran bir idari belgedir.
Yapı Kayıt Belgesi ile Güçlendirme ve Tadilat Yapılmasının Hukuki Dayanağı
7221 sayılı Kanun ile 3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenen Geçici 21. madde uyarınca, Yapı Kayıt Belgesi alınmış yapılarda;
- İlave inşaat alanı ihdas edilmemek,
- Yapının mevcut bağımsız bölüm sayısı ve alanı artırılmamak
şartıyla, Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine göre güçlendirme yapılabilmesi mümkün hale getirilmiştir.
Bu düzenleme, Yapı Kayıt Belgesi bulunan yapıların depreme karşı güvenli hale getirilmesini amaçlamaktadır.
Güçlendirme Kapsamında Yapılabilecek İşlemler
Güçlendirme kapsamında;
- Taşıyıcı sistem elemanlarının güçlendirilmesi,
- Kolon, kiriş ve perde beton uygulamaları,
- Yapının statik dayanımını artırmaya yönelik teknik müdahaleler hukuken mümkündür.
Ancak bu işlemlerin tamamı, yapının mevcut hacmi ve alanı korunarak gerçekleştirilmelidir.
Güçlendirme Adı Altında Yapılamayacak İşlemler
Güçlendirme gerekçesiyle;
- İlave kat çıkılması,
- Mevcut kat alanlarının büyütülmesi,
- Yeni bağımsız bölüm oluşturulması,
- Balkon, teras veya çatı kapatma suretiyle alan kazanılması
hukuken mümkün değildir.
Bu tür işlemler, güçlendirme değil; yeni inşaat faaliyeti olarak değerlendirilir ve Yapı Kayıt Belgesi’nin sağladığı hukuki korumanın dışındadır.
Yapı Kayıt Belgesi ile Tadilat Yapılmasının Sınırları
Yapı Kayıt Belgesi bulunan yapılarda yapılacak tadilatlar bakımından da benzer bir ayrım söz konusudur.
Yapının;
- Taşıyıcı sistemine,
- Dış ölçülerine,
- Bağımsız bölüm sayısına
etki etmeyen tadilatlar, genel olarak mümkün kabul edilmektedir.
Buna karşılık, yapının fiili durumunu değiştiren ve imar mevzuatı açısından yeni bir aykırılık yaratan tadilatlar, Yapı Kayıt Belgesi kapsamında korunmaz.
Yapı Kayıt Belgesi Yeniden Yapım Hakkı Verir mi?
Yapı Kayıt Belgesi;
- Yapının yıkılarak yeniden yapılmasına,
- Mevcut imar planına aykırı şekilde yeni yapı ruhsatı alınmasına imkân tanımaz.
Yapının tamamen yıkılması halinde, yeni yapılacak yapı bakımından yürürlükteki imar mevzuatı hükümleri uygulanır.
Yapı Kayıt Belgesi Bulunan Yapılarda Yapılan Hukuka Aykırı Müdahalelerin Sonuçları
Yapı Kayıt Belgesi bulunan bir yapıda;
- Belge kapsamını aşan güçlendirme veya tadilat yapılması,
- Yapının alanının veya niteliğinin değiştirilmesi
halinde, idare tarafından;
- Yapı Kayıt Belgesi iptal edilebilir,
- Askıya alınmış olan yıkım ve idari para cezaları yeniden uygulanabilir.
Bu nedenle, güçlendirme ve tadilat işlemleri planlanırken belgenin sağladığı sınırların titizlikle gözetilmesi gerekir.
Sonuç Olarak
Yapı Kayıt Belgesi;
- Yapının güvenli hale getirilmesine yönelik sınırlı güçlendirme imkânı tanır,
- Ancak bu belge, yapının hukuki statüsünü kökten değiştiren bir ruhsat veya iskan belgesi niteliğinde değildir.
Bu ayrımın göz ardı edilmesi, ileride telafisi güç hukuki sonuçlara yol açabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
📌 Cevap: Yapı Kayıt Belgesi, yapının mevcut haliyle kullanımına ilişkin bir belgedir. Tek başına yapı kayıt belgesine dayanılarak taşıyıcı sistemi etkileyen güçlendirme işlemlerinin yapılması mümkün değildir. Güçlendirme işlemleri için ayrıca yürürlükteki mevzuata uygun proje hazırlanması ve ilgili idarelerden gerekli izinlerin alınması gerekir.
📌 Cevap: Basit bakım ve onarım niteliğindeki işlemler mümkündür. Ancak yapının taşıyıcı sistemini etkileyen, kullanım amacını değiştiren veya yapının alanını artıran tadilatlar yapı kayıt belgesi kapsamında değerlendirilemez. Bu tür işlemler ayrıca ruhsat ve izin gerektirir.
📌 Cevap: Hayır. Yapı Kayıt Belgesi, güçlendirme izni yerine geçmez. Güçlendirme işlemleri, imar mevzuatı ve yapı güvenliğine ilişkin düzenlemelere tabidir. Yapı kayıt belgesi yalnızca yapının mevcut kullanımına ilişkin geçici bir hukuki durum sağlar.
📌 Cevap: Hayır. Yapı Kayıt Belgesi yeni kat çıkılması, yapı büyütülmesi veya ilave inşaat alanı oluşturulması hakkı vermez. Aksi yöndeki işlemler belgenin iptaline ve idari yaptırımlara yol açabilir.
📌 Cevap: Yapı Kayıt Belgesi’nin iptali sonrasında yapının hukuki durumu yeniden değerlendirilir. İdare, imar mevzuatına aykırılığın devam ettiğini tespit ederse altyapı hizmetlerine ilişkin yeni işlemler tesis edebilir. Ancak bu durum kendiliğinden gelişen bir durum değildir ve idari karar gerektirir.
📌 Cevap: Hayır. Yapı Kayıt Belgesi, yapının depreme dayanıklı olduğu anlamına gelmez. Yapının güvenliği ve depreme dayanıklılığı tamamen yapı sahibinin sorumluluğundadır.
📌 Cevap: Hayır. Yapı Kayıt Belgesi kalıcı bir imar hakkı veya kazanılmış hak oluşturmaz. Bu belge, yapının mevcut fiili durumunun belirli koşullar altında idare tarafından geçici olarak tolere edilmesini sağlar. Belgenin geçerliliğini kaybetmesi veya iptal edilmesi halinde yapı, yeniden yürürlükteki imar mevzuatına tabi olur.
📌 Cevap: Yapı Kayıt Belgesi tek başına kat mülkiyeti kurulmasını sağlamaz. Ancak mevzuatta öngörülen şartların yerine getirilmesi hâlinde, yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın kat mülkiyetine geçiş mümkün olabilir. Bu süreçte özellikle tüm maliklerin muvafakati ve imar planlarında umumi hizmet alanlarına denk gelen kısımların terk edilmesi gerekmektedir.
📌 Cevap: Sadece yapı kayıt belgesi alınmış olması, arsa paylarının kendiliğinden değişmesine yol açmaz. Arsa paylarının yeniden belirlenmesi genellikle kat mülkiyetinin tesis edilmesi ve bağımsız bölümlerin durumuna göre yeni bir paylaştırma yapılmasıyla mümkündür.
📌 Cevap: Apartman veya siteye ait ortak alanlara yapılan proje dışı eklentiler için yapı kayıt belgesi alınmış olması, diğer kat maliklerinin haklarını ortadan kaldırmaz. Ortak alanlarla ilgili uyuşmazlıklarda kat malikleri veya site yönetimi; el atmanın önlenmesi, eski hâle getirme veya belgenin iptali için hukuki yollara başvurabilir.
📌 Cevap: Hayır. Ortak alanlar bakımından imar barışı kişilere mülkiyet veya tasarruf hakkı kazandırmaz. Yapı Kayıt Belgesi, yalnızca idari yaptırımların belirli süreyle uygulanmamasını sağlar. Ortak alanlara ilişkin ihtilaflar Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine göre çözümlenir.
📌 Cevap: Yapının niteliğinin değiştirilmesi, yapı kayıt belgesinin iptal edilmesine neden olabilir. Özellikle konteyner olarak beyan edilen bir yapının daha sonra prefabrik veya kalıcı yapı hâline getirilmesi, beyana aykırılık teşkil edebilir. Bu durumda belge geçerliliğini kaybedebilir.
📌 Cevap: 31 Aralık 2017’den sonra inşa edilen bir yapı için yapı kayıt belgesi alınmışsa ve bu durum tespit edilirse belge iptal edilebilir. İptal sonrası yapı hâlen imar mevzuatına aykırıysa, idare tarafından idari yaptırımlar uygulanabileceği gibi, şartların oluşması hâlinde imar kirliliğine neden olma kapsamında ceza soruşturması da gündeme gelebilir.
Yasal Uyarı!
Web sayfamızda yayınlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakları Av. Öncü ÖZBAY’a aittir. Söz konusu içeriklerin izinsiz kopyalanması ya da özetlenerek kullanılması durumunda yasal yollara başvurulacaktır.