Araç Değer Kaybı Davası Nedir? esat 01/09/2018

Araç Değer Kaybı Davası Nedir?

Trafik kazaları ölüm, yaralanma veya maddi hasarla sonuçlanabilir. Ancak istatistiki verilere göre trafik kazalarının %90’ı maddi hasarla sonuçlanmaktadır. Trafik kazalarında zarar gören motorlu taşıtlar kendi servisinde orijinal parçalarıyla istenilen şekilde onarılsa dahi aracın ikinci el piyasasındaki değerinde mutlaka azalma olacaktır. Bilindiği üzere ikinci el araç satışlarında önemli kriterlerden birisi aracın herhangi bir kazaya karışıp karışmadığıdır. Bir araçta hasar kaydının bulunması aracın ikinci el piyasa değerinin altında satılmasına hatta bazen alıcı dahi bulunamamasına sebep olarak araç sahibine maddi değer kaybı yaşatacaktır.

İçindekiler

Araç sahipleri araçlarında meydana gelen değer kaybını nasıl giderebilir?

Herhangi bir kusuru olmaksızın trafik kazasında aracı hasar gören sürücülerin araçlarındaki zarar kusurlu sürücünün trafik sigortası tarafından karşılanmaktadır. Karşı tarafın sigortası olmaması durumunda ise sürücünün kendi kaskosu tarafından karşılanmaktadır. Kasko, aracın bütün onarım işlemlerini kapsamı altına alınmasıyla bilinse de sigorta şirketlerinin çoğu tamir ve bakım işlemleri sonucunda meydana gelen araç değer kaybını karşılamazlar. İşte bu noktada trafik kazasında kusuru olmayan veya daha az kusuru olan araç sahibinin “Araç Değer Kaybı Davası” açması gerekmektedir.

Araç Değer Kaybı Davası Kime veya Kimlere Karşı Açılabilir?

  1. Araç değer kaybı davası sürücüye karşı açılabilir.
  2. Sürücü ile ruhsat sahibi farklı kimseler olduğu takdirde istenilen tarafa karşı dava açılabileceği gibi sürücü ve ruhsat sahibine birlikte de açılabilmektedir.
  3. Araç değer kaybı davası Sigorta Şirketi’ne karşı da açılabilir. Ancak önemle belirtmek gerekir ki dava açmadan önce Sigorta Şirketi’ne başvuru yapılması ve 15 günlük yasal süreçte ödeme yapmasının beklenmesi gerekmektedir.

Araç değer kaybı davasında karşı taraf kazada herhangi bir kusuru bulunmadığını ispat etmek zorundadır. Şayet ispat edemiyorsa araçta meydana gelen değer kaybını ödemekle yükümlüdür.

Araç Değer Kaybı Davası Hangi Şartlarda Açılabilir?

Bir trafik kazası sonrasında araçta oluşan değer kaybının hukuken tazmin edilebilmesi için belirli şartların bir arada bulunması gerekmektedir:

  • Meydana gelen trafik kazasında araç sahibinin tamamen kusursuz olması veya karşı tarafa göre daha az kusurlu olması gerekir. Değer kaybı tazminatı, karşı tarafın kusuru oranında talep edilebilmektedir. Tamamen kusurlu olan taraf değer kaybı talep edemez.
  • Geçmiş yıllarda, hasar gören parçanın daha önce hiç işlem görmemiş veya değişmemiş olması katı bir kural olarak aranmaktaydı. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin E. 2021/82, K. 2022/167 sayılı iptal kararı doğrultusunda bu kısıtlayıcı formüller geçerliliğini yitirmiştir. Günümüzde değer kaybı; Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan haksız fiil hükümleri (gerçek zarar ilkesi) uyarınca hesaplanır. Dolayısıyla, aracın hasar alan bir parçası geçmişte işlem görmüş olsa bile, bu yeni kaza nedeniyle serbest piyasa rayiç değerinde reel bir düşüş yaşanmışsa, bu kayıp (eski hasar durumu da gözetilerek oransal olarak) talep edilebilir.
  • Bununla birlikte bazı durumlarda; boya işlemine gerek duyulmadan vidalanarak sökülüp takılabilen far, silecek, jant, stop lambaları, cam gibi parçalar ile plastik tampon aksamları kural olarak tek başlarına değer kaybı hesabına dahil edilmez. Hasarın, aracın orijinalliğini ve ikinci el piyasa değerini doğrudan etkileyen metal kaporta parçaları, şasi, podye veya mekanik/elektronik aksamlar üzerinde gerçekleşmiş olması gerekir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, söz gelimi plastik tampon ile birlikte çamurluk da zarar görmüş, tampon demiri ya da şasiye kadar uzanan hasarlar oluşmuş ise değer kaybı hesabına dahil edilmesi söz konusu olacaktır.

    Araç Değer Kaybı Davasında Neler Talep Edilebilir?

    Araç değer kaybı davasında yalnızca araçda meydana gelen değer kaybı talep edebileceği gibi “İkame Araç Bedeli” ve “Kazanç Kaybı” da talep edilebilir.

    İkame araç bedeli;  Hasar gören aracın serviste kaldığı süre boyunca kiralanan araç bedeli veya ulaşım için kullanılan alternatif ulaşım bedelleri de bu davayla birlikte talep edilebilmektedir.

    Kazanç Kaybı; Söz konusu motorlu araç ticari amaçla ya da gelir getiren başka bir işte kullanılıyor ise serviste kaldığı süre boyunca kullanılamamasından doğan maddi zarar da bu davayla birlikte talep edilebilmektedir.

    Ancak önemle belirtmek gerekir ki İkame Araç Bedeli ve Kazanç Kaybı talepleri yalnızca sürücü ve ruhsat sahibine yöneltilebilecek, Sigorta Şirketine karşı dava açıldığı takdirde Sigorta Şirketi’nden yalnızca araç değer kaybının tazmini talep edilebilecektir!

    Araç Değer Kaybı Davası Kimler İçin Avantajlıdır?

    Araç değer kaybı tazminatı, her trafik kazası mağduru için aynı oranda fayda sağlamaz. Aracın özellikleri, kazanın niteliği ve hasarın boyutu birlikte değerlendirildiğinde bazı durumlar tazminat açısından belirgin biçimde avantajlı sonuçlar doğurur. Hak arama sürecine başlamadan önce kendi durumunuzu aşağıdaki kriterlerle karşılaştırmanız, hem doğru beklenti oluşturmanıza hem de süreçten alacağınız faydayı önceden öngörmenize yardımcı olur.

    • Yeni ve düşük kilometreli araç sahipleri: 0-3 yaş aralığındaki ve ortalama kilometrenin altında kullanılmış araçlarda değer kaybı oranı en yüksek seviyededir. Yeni bir aracın TRAMER kaydına işlenen hasar bilgisi, ikinci el piyasada alıcı psikolojisini doğrudan etkilediğinden rayiç değerdeki düşüş ciddi rakamlara ulaşabilir. Bu grup, değer kaybı başvurusundan en yüksek tutarı alan kesimi oluşturur.
    • Premium segment ve ikinci el piyasası canlı marka sahipleri: Mercedes-Benz, BMW, Audi, Volvo, Lexus gibi premium markalar ile Toyota, Honda, Volkswagen gibi ikinci el piyasası güçlü olan markalarda değer kaybının mutlak tutarı diğer segmentlere göre çok daha yüksektir. Aracın piyasa değeri yükseldikçe, aynı oransal düşüş bile rakamsal olarak büyük bir tazminat tutarına dönüşür.
    • Ağır kaporta, şasi veya taşıyıcı aksam hasarı yaşayan araç sahipleri: Hasarın yalnızca dış görünüşte değil, aracın yapısal bütünlüğünü etkileyen bölgelerde (şasi, direkler, podye, tavan, marşpiyel) gerçekleşmesi değer kaybı oranını ciddi şekilde artırır. Bu tür hasarlar ikinci el alıcılar tarafından kritik kabul edildiğinden rayiç düşüşü belirginleşir.
    • Karşı tarafın tam veya yüksek oranda kusurlu olduğu kazalarda mağdur olanlar: Değer kaybı tazminatı karşı tarafın kusur oranıyla doğru orantılıdır. %100 karşı tarafın kusurlu olduğu kazalarda hesaplanan değer kaybının tamamını, kısmi kusurlu kazalarda ise karşı tarafın kusur oranı kadarını talep edebilirsiniz. Hiç kusurunuzun bulunmadığı bir kazada en yüksek faydayı elde edersiniz.
    • Ticari amaçla araç kullanan işletmeler ve esnaf: Aracını taksi, kargo, kiralama, kurye gibi gelir getiren bir işte kullanan kişiler hem değer kaybı tazminatına hem de aracın serviste kaldığı süre boyunca uğranılan kazanç kaybına aynı dosyada talep edebilir. Bu durum tek bir başvuruyla iki ayrı zarar kaleminin tahsilini sağlar.
    • Kazasız geçmişe sahip ve düzenli bakım yapılan araç sahipleri: Aracınızın geçmişinde başka bir hasar kaydı bulunmaması ve düzenli servis bakım geçmişine sahip olması, hem ekspertiz raporunda hem de bilirkişi değerlendirmesinde rayiç değerin yüksek belirlenmesine katkı sağlar. Bu da değer kaybı tutarının üst seviyede hesaplanması anlamına gelir.

    Bu kriterlerin birden fazlasına sahip olan araç sahipleri, değer kaybı başvurusundan en yüksek faydayı elde eden kesimi oluşturur. Örneğin 2 yaşında, 30.000 km’de, premium marka, şasi hasarı almış ve karşı tarafın %100 kusurlu olduğu bir araç sahibi, değer kaybı başvurusunda yüksek tutarda tazminat almaya hak kazanır. Buna karşılık, 10 yaşında, 200.000 km’de, ekonomik segment ve yalnızca tampon hasarı bulunan bir araç için tazminat tutarı daha sınırlı kalacaktır.

    Araç Değer Kaybı Davası Açılabilmesi İçin Gerekli Evraklar Nelerdir?

    • Dava Dilekçesi
    • Sigorta Şirketine Başvuru Evrakı ve Ret/Zımni Ret Belgesi: Karayolları Trafik Kanunu (KTK) m. 97 gereğince, dava açmadan veya Sigorta Tahkim Komisyonu’na gitmeden önce karşı tarafın trafik sigortasına başvuru yapmak zorunlu dava şartıdır. Başvuru yapıldığına dair belge ve (varsa) sigortanın ret cevabı dosyaya sunulmalıdır.
    • Arabuluculuk Son Tutanağı: Uyuşmazlık adli yargıda (Asliye Ticaret Mahkemesinde) çözülecekse, dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunludur. Anlaşmazlık tutanağının aslı veya e-imzalı sureti dilekçeye eklenmelidir.
    • Kaza Tespit Tutanağı
    • Ekspertiz Raporu
    • Servis Raporu ve Servis Faturası
    • Sigorta Poliçesi
    • Araçtaki Hasara İlişkin Fotoğraflar
    • Varsa Tanık Listesi
    • Aracın Ruhsat Başta Olmak Üzere Tüm Belgeleri
    • Araç Kiralanmış veya Ticari Kaybı Varsa Fatura ve Belgeler

    Yargılama ve Bilirkişi Süreci Nasıl İşlemektedir?

    Gerekli başvuru evrakları (kaza tespit tutanağı, ekspertiz raporu, hasar fotoğrafları vb.) mahkemeye veya Sigorta Tahkim Komisyonuna sunulduktan sonra süreç başlar. Yargı makamı, gerekli şartların oluştuğuna kanaat getirirse, dosya üzerinden hasar ve değer kaybı tespiti yapılması amacıyla uzman bir bilirkişi atar. Bilirkişi, aracın kaza öncesi piyasa değeri ile kaza onarımı sonrası piyasa değeri arasındaki farkı (gerçek zararı) hesaplayarak mahkemeye veya hakeme bir rapor sunar. Bu rapordaki miktarlara göre ve tespit edilen kusur oranlarına göre dava sonucu şekillenecektir. 

    Gerçek Zarar İlkesi ve Anayasa Mahkemesi İptal Kararı: Geçmiş yıllarda değer kaybı hesaplamaları, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nda yer alan kısıtlayıcı formüllere göre yapılmaktaydı. Ancak Anayasa Mahkemesi (E. 2021/82, K. 2022/167 sayılı kararı ile) mülkiyet hakkı ihlali gerekçesiyle bu kısıtlayıcı hesaplama yöntemlerini iptal etmiştir. 

    Güncel hukuki duruma göre değer kaybı; Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinde düzenlenen haksız fiil hükümleri uyarınca, aracın gerçek piyasa değerindeki düşüş üzerinden hesaplanmaktadır. Dolayısıyla, aracınızın hasar alan bir parçası daha önceden boyanmış veya işlem görmüş olsa dahi, piyasa değerinde reel bir düşüş yaşandığı takdirde bu kayıp talep edilebilmektedir. 

    Söz konusu iptal kararının ardından Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (2021/21252 E., 2022/5913 K.) de güncel içtihatlarında değer kaybının Türk Borçlar Kanunu (m.49) haksız fiil hükümleri uyarınca hesaplanması gerektiğini açıkça belirtmiştir. 

    Herhangi bir yasal zorunluluk bulunmamakla birlikte değer kaybı davası avukat yardımı ile açılabilecek bir davadır. Değer kaybı davası açmadan önce gerekli olan belgeler, yazılacak dilekçeler ve tutulacak tutanaklar başta olmak üzere en kapsamlı ve detaylı bilgiyi uzman avukatlardan edinmek mümkündür. Konuyla ilgili daha detaylı uzman görüşüne başvurmak için bizimle iletişime geçiniz.

    Araç Değer Kaybı Davasında Görevli Mahkeme ve Tahkim Yolu

    Araç değer kaybı taleplerinde başvurulabilecek hukuki yollar ve görevli merciler, husumetin kime yöneltileceğine göre değişiklik gösterir:

    • Asliye Hukuk Mahkemesi: Dava yalnızca kazaya karışan karşı aracın sürücüsüne ve ruhsat sahibine karşı açılacaksa görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.
    • Asliye Ticaret Mahkemesi: Değer kaybı talebi karşı tarafın trafik sigortası şirketine (veya duruma göre kasko şirketine) yöneltilecekse, sigorta şirketleri tacir sıfatı taşıdığından görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olur.
    • Sigorta Tahkim Komisyonu : Günümüzde araç değer kaybı talepleri için dava açmak yerine genellikle Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru yapılmaktadır. Mahkeme süreçlerinin uzun yıllar sürebilmesine karşın, Tahkim Komisyonu’ndaki uyuşmazlıklar ortalama 4 ila 6 ay gibi kısa bir sürede sonuçlanmaktadır. Önemle belirtmek gerekir ki, tahkim kommisyonuna başvuru öncesinde arabuluculuğa başvuru zorunluluğu yoktur. Ayrıca başvuru masraflarının daha düşük olması sebebiyle hem zaman hem de maliyet açısından en avantajlı yoldur.

    Araç Değer Kaybı Başvurularında Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?

    Araç değer kaybı taleplerinde zamanaşımı süresi, kaza tarihinden ve kazaya sebep olan tarafın (veya sigorta şirketinin) öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her halükarda kazanın gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıldır.

    Önemli İstisna: Trafik kazası sonucunda ölüm veya yaralanma meydana gelmişse, olay aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında bir suç teşkil edeceğinden uzamış ceza zamanaşımı süreleri devreye girer. Bu durumda, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süreleri değer kaybı talepleri için de geçerli olacaktır.

    Değer Kaybı Hesabını Etkileyen Faktörler

    Anayasa Mahkemesi’nin 29.12.2022 tarihli iptal kararı sonrası araç değer kaybı, KTK’daki kısıtlayıcı formüller yerine Türk Borçlar Kanunu m.49 kapsamında gerçek (reel) zarar ilkesi üzerinden hesaplanmaktadır. Bu yöntemde aracın kaza öncesi ikinci el piyasa rayiç değeri ile onarım sonrası rayiç değeri arasındaki fark, değer kaybı tutarını oluşturur. Ancak bu farkı belirleyen birçok teknik ve hukuki faktör vardır. Bilirkişi raporlarında ve Sigorta Tahkim Komisyonu kararlarında dikkate alınan başlıca faktörler aşağıda detaylı olarak incelenmiştir.

    Aracın Yaşı

    Aracın yaşı değer kaybı oranını doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Genel kural olarak; aracın yaşı arttıkça uygulanacak değer kaybı oranı düşer. 0-3 yaş arası araçlarda oran en yüksek seviyededir; çünkü yeni bir araçta TRAMER kaydı alıcılar üzerinde çok daha güçlü bir caydırıcı etki yaratır. 4-8 yaş aralığında oran orta seviyededir. Daha eski araçlarda ise oran düşmekle birlikte, AYM iptal kararı sonrası uygulamada eski genel şartlardaki katı yaş sınırı (örneğin 12 yaş) artık aranmamakta; piyasa değerinde reel bir düşüş olduğu sürece talep mümkündür.

    Kilometre Bilgisi

    Aracın kullanım kilometresi, ikinci el piyasa değerini doğrudan belirleyen kriterlerden biridir. Düşük kilometreli araçlar piyasada daha yüksek talep gördüğünden, bu araçlarda meydana gelen hasar kaydı değer kaybı oranını artırır. Eskiden uygulanan 165.000 km sınırı, 2021 yılında yapılan değişiklik ve sonrasında AYM iptal kararı ile birlikte tamamen kaldırılmıştır. Bugün için yüksek kilometreli bir araç sahibinin de, piyasa değerinde reel düşüş yaşandığını ispat etmesi halinde değer kaybı talep etme hakkı bulunmaktadır.

    Aracın Markası, Modeli ve Segmenti

    Markanın ikinci el piyasasındaki algısı, değer kaybı hesabını belirgin biçimde etkiler. Tercih edilebilirliği yüksek, alıcı kitlesi geniş ve değer koruma kabiliyeti güçlü markalarda kaybın mutlak tutarı daha yüksek çıkar. Aynı yaş ve hasara sahip iki farklı marka araçta bile, marka algısı nedeniyle ciddi tutar farkları oluşabilmektedir. Aynı şekilde aracın segmenti (ekonomik, orta, üst segment) ve aracın hususi-ticari ayrımı da rayiç fiyatı doğrudan etkiler.

    Hasarın Türü, Boyutu ve Konumu

    Değer kaybı hesabında hasarın nerede ve nasıl gerçekleştiği büyük önem taşır. Uygulama ve yargı içtihatlarına göre vidalanarak sökülüp takılabilen far, silecek, jant, stop lambası, cam gibi standart parçalar ile plastik tampon aksamları kural olarak tek başlarına değer kaybı hesabına dahil edilmez. Buna karşılık şu hasarlar değer kaybını ciddi şekilde artırır:

    • Şasi, direk ve podye gibi taşıyıcı yapı elemanlarındaki onarımlar
    • Tavan, marşpiyel ve metal kaporta parçalarındaki değişim veya kesme-kaynak işlemleri
    • Aracın orijinalliğini etkileyen boya işlemleri
    • Birden fazla bölgede yapılan onarımlar
    • Mekanik veya elektronik aksamlarda meydana gelen kalıcı sorunlar

    Ayrıca belirtmek gerekir ki; ana hasarla birlikte değerlendirilen plastik aksam ve boya işlemleri de somut piyasa etkisi gösteriyorsa değer kaybı hesabına katılabilmektedir.

    Onarım Yöntemi ve Niteliği

    Hasarın nasıl onarıldığı da hesaplamada belirleyici bir faktördür. Yetkili serviste orijinal parça ile yapılan onarımlar, özel servis veya yan sanayi parçası ile yapılan onarımlara göre piyasa algısını daha az olumsuz etkiler. Parça değişimi, çekme-düzeltme işlemine kıyasla daha yüksek değer kaybı oluşturur. Boya katsayısı, değişim katsayısından farklı uygulanır; tam parça boyası, lokal boyaya göre daha yüksek bir oran getirir.

    Aracın Önceki Hasar Geçmişi

    AYM iptal kararı öncesinde “aynı parçadan ikinci kez değer kaybı alınamaz” kuralı katı şekilde uygulanmaktaydı. Karar sonrası uygulamada bu yaklaşım yumuşamış olsa da, geçmişte aynı bölgeden hasar görmüş bir parça için yeni kazada değer kaybı talep edildiğinde, bilirkişi eski hasarın etkisini de gözeterek oransal bir hesaplama yapar. Yani parçanın geçmiş hasar geçmişi sıfırlamaz, ancak tutarı düşürür.

    Aracın Kullanım Amacı

    Hususi araç ile ticari araç arasında ikinci el rayiç değer farkı vardır. Aynı marka ve model bir aracın hususi versiyonu ile ticari versiyonu arasında piyasa fiyatı farklı olduğundan, hesaplanacak değer kaybı tutarı da bu farkı yansıtacak şekilde belirlenir.

    Aracın Bakım Durumu ve Genel Görünümü

    Düzenli bakım yapılan, hasarsız geçmişi olan, lastik-fren gibi sarf malzemeleri yenilenmiş araçlar, bilirkişi raporlarında daha yüksek rayiç değer elde eder. Aracın iç-dış genel durumu, ekspertiz raporlarına yansıyan kozmetik puanı ve servis kayıtları, tazminat hesabını destekleyen ikincil ancak önemli unsurlardır.

    Piyasa Koşulları ve Rayiç Veriler

    AYM kararı sonrası bilirkişi raporlarında esas alınan değer; aracın kaza tarihindeki ikinci el piyasa rayiç değeri ile onarım sonrasındaki rayiç değer arasındaki farktır. Bu hesaplamada Türkiye Sigorta Birliği veri tabanları, ikinci el satış platformları (sahibinden, arabam.com vb.) ve Sigorta Tahkim Komisyonu’nun Hakem Karar Dergisi’nde yayımlanan emsal kararlar baz alınır.

    Tüm bu faktörler bir arada değerlendirildiğinden, iki aynı görünümlü kazada bile değer kaybı tutarı birbirinden çok farklı çıkabilir. Bu nedenle başvuru öncesi bağımsız bir eksperden alınacak değer kaybı raporu, hem sigorta şirketine yapılacak başvuruda hem de tahkim/dava sürecinde gerçek zararın doğru tespit edilmesi açısından kritik öneme sahiptir.

    Sigorta Şirketlerinin Sık Kullandığı Ret Gerekçeleri ve Hukuki Cevapları

    Uygulamada sigorta şirketleri, araç değer kaybı taleplerini çoğu zaman ya tamamen reddetmekte ya da gerçek zararın çok altında bir tutarda ödeme teklif etmektedir. Bunun temel nedeni, şirketlerin kendi iç hesaplama modellerini kullanarak hak sahibinin reel zararını tam yansıtmayan rakamlara ulaşmasıdır. Aşağıda en sık karşılaşılan ret/eksik ödeme gerekçeleri ve bunların güncel mevzuat ile yargı kararları ışığında hukuki karşılığı bulunmaktadır.

    “Aracınızın yaşı veya kilometresi yüksek, değer kaybı oluşmaz”

    Sigorta şirketlerinin en sık başvurduğu ret gerekçesidir. Eski genel şartlarda yer alan 165.000 km ve 12 yaş sınırları gerekçe gösterilerek talep reddedilir.

    Hukuki cevap: Bu sınırlar Anayasa Mahkemesi’nin E.2019/40 K.2020/40 ve E.2021/82 K.2022/167 sayılı kararları ile iptal edilmiştir. Bugün için aracın yaşı veya kilometresi ne olursa olsun, gerçekleşen son kaza neticesinde ikinci el piyasa rayiç değerinde reel bir düşüş yaşandığı ispat edildiği takdirde değer kaybı talep edilebilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2021/21252 E., 2022/5913 K. sayılı kararı da bu yöndedir. Bu ret gerekçesi karşısında tahkim/dava yoluna başvurmak gerekir.

    “Hasar gören parça daha önce işlem görmüş, talep edilemez”

    Eski uygulamada aracın hasar alan parçasının daha önce hiç işlem görmemiş olması katı bir kuraldı.

    Hukuki cevap: AYM iptal kararı sonrası bu kısıtlayıcı kural geçerliliğini yitirmiştir. Günümüzde değer kaybı, Türk Borçlar Kanunu m.49 kapsamında gerçek zarar ilkesine göre hesaplanmaktadır. Aracın hasar alan parçası geçmişte işlem görmüş olsa bile, bu yeni kaza nedeniyle serbest piyasa rayiç değerinde reel bir düşüş yaşanmışsa, eski hasar durumu da gözetilerek oransal olarak değer kaybı talep edilebilir. Sigorta şirketinin bu gerekçeyle yaptığı toptan ret hukuki dayanaktan yoksundur.

    “Hasar yalnızca tampon/plastik aksamda, değer kaybı uygulanmaz”

    Sigorta şirketleri, hasarın tampon, plastik kaporta, far, silecek gibi parçalarda olduğunu öne sürerek başvuruyu reddedebilir.

    Hukuki cevap: Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre bu parçalar kural olarak tek başlarına değer kaybı hesabına dahil edilmez. Ancak hasar yalnızca bu parçalarla sınırlı değil, aynı zamanda kaporta, şasi veya boya işlemini de kapsıyorsa, sigorta şirketinin bu gerekçeye dayanarak ret kararı vermesi yerinde değildir. Ayrıca AYM kararı sonrası, ana hasarla birlikte değerlendirilen plastik aksam ve boya işlemleri de somut piyasa etkisi gösteriyorsa hesaba katılabilmektedir. Bağımsız ekspertiz raporu ile hasarın tam kapsamı belgelendiğinde bu ret gerekçesi çürütülebilir.

    “Sigorta şirketinin eksperi farklı tutar belirledi, ödenecek miktar bu kadar”

    Sigorta şirketleri kendi anlaşmalı eksperleri tarafından düzenlenen raporlara dayanarak gerçek zararın çok altında ödeme teklif edebilir.

    Hukuki cevap: Sigorta şirketinin önerdiği eksper raporunu kabul etme zorunluluğunuz yoktur. Bağımsız bir sigorta eksperinden veya yetkili bilirkişiden alacağınız değer kaybı raporu ile şirketin teklifine itiraz edebilir; tahkim/dava sürecinde bağımsız raporunuzu delil olarak sunabilirsiniz. Sigorta Tahkim Komisyonu ve mahkemeler, sigorta şirketinin değil bağımsız bilirkişinin hazırlayacağı raporu esas alır.

    “Kusur durumu net değil, ödeme yapamayız”

    Kaza tespit tutanağında kusur oranının açıkça belirlenmediği durumlarda sigorta şirketi ödemeyi geciktirebilir veya reddedebilir.

    Hukuki cevap: Kusur tespiti her zaman kaza yerindeki tutanakla sınırlı değildir. Tahkim veya yargılama aşamasında atanacak trafik bilirkişisi, hasar boyutu, çarpışma açısı, fren izi, araç konumu gibi teknik verilerle kusur oranını yeniden tespit eder. Sigorta şirketinin “kusur belirsizliği” gerekçesi, kalıcı bir ret nedeni oluşturmaz; sadece sürecin tahkim aşamasına taşınmasını gerektirir.

    “Başvuru süresini geçirmişsiniz, zamanaşımına uğramış”

    Sigorta şirketleri bazen henüz dolmamış bir süreyi zamanaşımı gibi sunarak talebi reddedebilmektedir.

    Hukuki cevap: Araç değer kaybı talepleri için zamanaşımı süresi, kaza ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl, her halükarda kazadan itibaren 10 yıldır. Kazada ölüm veya yaralanma varsa Türk Ceza Kanunu’ndaki uzamış zamanaşımı süreleri devreye girer. Sigorta şirketinin süre yorumu hukuken hatalı ise talebiniz hâlâ geçerlidir; tahkim başvurusu zamanaşımını keser.

    “Evraklarınız eksik, başvurunuzu işleme alamıyoruz”

    Sigorta şirketleri belge eksikliği gerekçesiyle sürünceme tutma yolunu sıkça kullanır.

    Hukuki cevap: Sigorta şirketinin başvuruyu işleme almamasının veya yanıt vermemesinin 15 iş günü içinde yapılması zorunludur. Bu süre içinde yanıt verilmemesi zımni ret sayılır ve KTK m.97 uyarınca tahkim/dava yoluna başvuru hakkı doğar. “Belge eksik” gerekçesiyle yapılan ertelemeler bu süreyi durdurmaz; eksik belge bildirimi yazılı ve gerekçeli yapılmamışsa hukuki sonuç doğurmaz.

    “Değer kaybı tutarını biz hesapladık, üzerine çıkamayız”

    Sigorta şirketi kısmi bir ödeme yaparak dosyayı kapatmaya çalışabilir; “fazlasını ödeyemeyiz” yaklaşımı sergileyebilir.

    Hukuki cevap: Sigorta şirketinin yaptığı kısmi ödeme, kalan zarar için tahkim/dava açma hakkınızı ortadan kaldırmaz. Bu ödeme yalnızca “kısmi ödeme” olarak kabul edilir; bakiye değer kaybı tutarı için Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde uyuşmazlık hakemine başvurulabilir veya Asliye Ticaret Mahkemesi’nde ek talepli dava açılabilir. Sigorta şirketinin iç hesaplaması değil, bağımsız bilirkişinin tespit ettiği gerçek piyasa zararı esas alınır.

    “Aracınız tek taraflı kazaya karışmış, talepte bulunamazsınız”

    Tek taraflı kazalarda kural olarak değer kaybı talep edilemez; ancak sigorta şirketi bu kuralı çift taraflı kazalara da uygulayarak ret gerekçesi yapabilir.

    Hukuki cevap: Kaza tespit tutanağı, hasarın yeri ve çarpışma izleri çift taraflı bir kazayı açıkça gösteriyorsa sigorta şirketinin “tek taraflı kaza” yorumu hukuki dayanaktan yoksundur. Bu durumda ek delillerle (tanık ifadesi, kamera kaydı, ekspertiz raporu, trafik bilirkişisi incelemesi) talebinizi destekleyebilir ve tahkim yoluyla hak arayabilirsiniz.

    Pratik öneri: Sigorta şirketinden gelen ret veya eksik ödeme yazısını mutlaka saklayın. Bu belge, hem Sigorta Tahkim Komisyonu başvurusunda hem de mahkeme sürecinde dava şartının yerine getirildiğini ispat eden temel evraktır. Yazılı yanıt gelmemişse 15 iş günlük süreyi takip ederek zımni ret durumunu da delil olarak kullanabilirsiniz. Bu aşamada uzman bir avukatla çalışmak, ret gerekçelerine karşı doğru hukuki argümanları geliştirmek ve maksimum tazminatı tahsil etmek açısından büyük fark yaratacaktır.

    Araç Değer Kaybı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

    1. Pert olan (ağır hasarlı) araç için değer kaybı alınabilir mi?

    Hayır, alınamaz. Bir aracın pert total (tam hasarlı) sayılması, o aracın ekonomik olarak onarımının mümkün olmadığı veya onarım maliyetinin aracın kaza tarihindeki piyasa değerine yaklaştığı anlamına gelir. Değer kaybı, onarılan ve piyasaya tekrar dönen araçların ikinci el değerindeki düşüşü ifade eder. Tam hasar gören araçlarda zaten aracın kaza tarihindeki piyasa rayiç bedeli sigorta şirketi tarafından araç sahibine ödendiği için ayrıca bir değer kaybı oluşmaz.

    1. Kilometresi veya yaşı yüksek araçlar için değer kaybı alınabilir mi?

    Evet, alınabilir. Geçmiş dönemdeki sigorta genel şartları formüllerinde yaş ve kilometre sınırları (örneğin 165.000 km sınırı) bulunmaktaydı. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin güncel içtihatları doğrultusunda bu katı sınırlar kaldırılmıştır. Önemli olan kıstas, aracın yaşı veya kilometresi ne olursa olsun, gerçekleşen son kaza neticesinde ikinci el piyasa rayiç değerinde reel bir düşüş yaşanıp yaşanmadığıdır. Bilirkişi, aracın durumuna göre oransal bir hesaplama yapar.

    1. Tek taraflı kazalarda değer kaybı talep edilebilir mi?

    Kural olarak hayır. Araç değer kaybı tazminatı haksız fiil sorumluluğuna dayandığı için kazada kusuru bulunan karşı taraftan veya onun Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortasından talep edilir. Sürücünün kendi kendine yaptığı (duvara çarpma, şarampole yuvarlanma vb.) tek taraflı kazalarda değer kaybı istenemez. Ancak araç sahibinin kendi Kasko sigortası poliçesinde özel olarak “Değer Kaybı Teminatı” maddesi yer alıyorsa, istisnai olarak kendi kaskosundan bu zararı karşılaması talep edilebilir.

    1. Sigorta şirketi değer kaybını eksik öderse ne yapılmalıdır?

    Sigorta şirketleri genellikle kendi iç formüllerine göre hesaplama yaparak hak edilen tutarın çok altında ödemeler gerçekleştirmektedir. Böyle bir durumda, ödenen kısım “kısmi ödeme” olarak kabul edilir. Bakiye kalan (eksik kalan) değer kaybı tutarının tahsili için vakit kaybetmeden Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde uyuşmazlık hakemine başvurulmalı veya Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açılmalıdır.

    Kullanılan Kaynaklar:

    • 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK): Madde 85, 90, 91, 92 ve 97.
    • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK): Madde 49 (Haksız fiil hükümleri).
    • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK): Madde 363 (Kanun yararına bozma).
    • Türk Ceza Kanunu (TCK): Uzamış ceza zamanaşımı bağlamında genel olarak atıf yapılmıştır.
    • AYM: E. 2021/82, K. 2022/167
    • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi: E. 2021/21252, K. 2022/5913

    Av. ÖNCÜ ÖZBAY

    17. Hukuk Dairesi 2016/4987 E., 2016/7193 K.

    Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

    – K A R A R –

    Davacı vekili; davacı şirkete ait araç ile davalıların maliki ve sürücüsü olduğu aracın trafik kazası yaptığını, davalı sürücünün kusurlu olduğunu, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla davacıya ait araçta kaza nedeniyle meydana gelen 2.890 TL değer kaybı ve 1.000,00 TL aracın onarım süresi zarfında kullanılamamasından kaynaklanan zararın yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

    Davalılar vekili; kaza tutanağı ve kazaya ilişkin fotoğraflar incelendiğinde aracın sadece arka tampon kısmının hasar gördüğünü, araç değerlendirmesinde tampon hasarlarından dolayı 2.el fiyatının düşmesinin söz konusu olmadığını, ayrıca tampona yönelik hasarın aracın kullanımına engel olmayacağından kazanç kaybı zararının oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 2.890,00 TL değer kaybına yönelik maddi tazminat istemi bakımından davanın reddine, 1.000,00 TL ulaşım nedeni ile maddi zarara yönelik tazminat alacağının dava tarihi olan 25/07/2014 tarihinde itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin 140,00 TL yönünden davacı tarafın haklarının saklı tutulmasına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarınınreddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA oybirliğiyle karar verildi.

    Yasal Uyarı!

    Web sayfamızda yayınlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakları Av. Öncü ÖZBAY’a aittir. Söz konusu içeriklerin izinsiz kopyalanması ya da özetlenerek kullanılması durumunda yasal yollara başvurulacaktır.

    Bir yorum yazın
    E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar işaretlenmiştir *